Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Projeleri ve Öğrenci Bursları

Hacı Bektaş Veli Anma Tören ve Kültür Sanat Etkinlikleri
alibayir
Site Admin
Mesajlar: 2636
Kayıt: Cum Eki 09, 2015 5:01 am
İletişim:

Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Projeleri ve Öğrenci Bursları

Mesajgönderen alibayir » Çrş Eyl 02, 2020 4:17 am

HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ VAKFI PROJELERİ DEVAM ETMEKTEDİR

Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı olarak üniversitelerde ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde öğrenim gören başarılı ve maddi imkanları yetersiz öğrencilere burs desteği sağlamak için bir fon hesabı oluşturdu, oluşturulan bu fondan:

    2015-2016 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y.Lisans olmak üzere 24 öğrenciye,
    2016-2017 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y.Lisans olmak üzere 56 öğrenciye,
    2017-2018 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y.Lisans olmak üzere 77 öğrenciye,
    2018-2019 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y.Lisans olmak üzere 100 öğrenciye,
    2019-2020 Eğitim Öğretim Yılında; Ön Lisans, Lisans, Y.Lisans olmak üzere 126 öğrenciye
destek sağlanmıştır.

2020-2021 Eğitim Öğretim Yılında da öğrenci bursları sistematik şekilde devam edecektir.

Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı projeleri açıklamaları şu şekilde:

"On İki Fidandan Ulu Bir Ormana" projemizi 2015'in güz döneminde geliştirdik ve ilk uygulmasını Mart 2016'da Eskişehir ili Mahmudiye ilçesi Kaymazyayla Köyü'nde gerçekleştirdik. Bir sonraki uygulamalarını ise Sivas ili Gürün ilçesi Yuva ve Külahlı köyleri, Hacıbektaş ilçesi ve Sivas ili Yıldızeli ilçesi Üyük köyünde gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Dönemin Belediye Başkanı 121 dönüm olan Otman Baba, Bakıbağı Mevkiinde fidan dikilebileceğini fakat tel örgü/çit çekilmezse fidanların yetişmeyeceğini belirtti. "Vakıf olarak siz tel örgü çekin, biz gerisini getiririz"şeklinde beyanda bulundu. Biz de Vakıf olarak Eylül 2017'de belediyeye tel örgü/çiti teslim ettik. Belediye, dikim yapacağı sırada tümülüs problemi ve birinci derecede sit alanı sorunu ortaya çıktı. Bu sorunu aşmak hayli bir zaman aldı ve biz de bu arada Sivas ili Yıldızeli İlçesi Üyük köyünde yaklaşık 2000 fidan dikimi gerçekleştirdik. Fakat bunun için herhangi bir bağış kampanyası düzenlemedik.

Vakıf olarak "On İki Fidandan Ulu Bir Ormana" projemizi imkanlarımız ölçüsünde aralıksız bir şekilde gerçekleştirmeye devam edeceğiz.

NEDEN Mİ?

Doğa, bize sunmuş olduğu imkan ve olanakları geri isteme hakkına sahiptir, tıpkı Hak'ın bizlere vermiş olduğu canı alması gibi. Bizler üzerinde yaşamış olduğumuz gezegen, kara parçası, coğrafya, doğa ve çevreye karşı sorumluyuz ve bu sorumluluğumuzun bir ödevi olarak bize hayat ve yaşama imkanı veren mekana karşı saygılı ve ölçülü davranmalıyız.

İçinde ve üzerinde yaşamış olduğumuz doğaya karşı tahrip, talan, yıkım, kesim vb. şekilde yaklaştığımızda verdiği ve sunmuş olduğu imkan ve olanakları verdiği gibi ve bazen de verdiklerini toptan: sel, heyelan, tufan vb. afetler ile geri alır. Bizler toplum olarak meselenin bu kısmını genelde göz ardı ederiz veya görmezden geliriz ve bu nedenle de yaşamış olduğumuz bölge/yörede bulunan doğal çevredeki flora ve faunaya karşı çok acımasız ve saygısız davranmaktayız. Kim bilir; belki de tahrip ve talan edilmiş bir coğrafya parçasını kendi elimizle inşa ediyoruz. Örneğin, Yale Üniversitesinde yapılan araştırmaya göre dünya üzerindeki ağaç sayısı 3.04 trilyon olarak belirtilirken kişi başına 422 ağaç düştüğü ancak dünyanın daha fazla ağaca sahip olması gerektiği ifade edilmektedir ve aynı zamanda ilk uygarlıkların 11 bin 700 yıl önce ortaya çıkmasından bu yana yeryüzündeki ağaç sayısının yüzde 46 oranında azaldığına dikkat çekilmektedir.

Bizler Alevi Bektaşi toplumu olarak yüzyıllardan beri farklı toplulukların bir arada yaşadığı, farklı ayin ve dini biçimlerin kendini yeniden var ettiği özgün bir bünyeyi dağ, tepe, taş kaya, göl, akarsu, dere, küçük su gözeleri, ağaç, koruluk, küçük orman alanları, dağların tepelerinde, dere boylarında, geçit yerlerinde bulunan baba, dede, sultan, er evliya türbeleri gibi mekanları, inanç ve itikadi bakımdan insanlar tarafından derin anlamlar yüklenerek dinsel bağlamda belli bir aidiyet bağı ile korumaya çalışmaktayız. Kutsallık aidiyeti ile yeşeren umutların itikadiyla bazen bir evliya, türbeye teberiğe ve ziyarete kurban ya da adak adamış, bazen bir yatıra, ağaca, dağa ve tepeye delil uyarma niyetine çerağlar uyarmış, bazen de bir erene, sultana, babaya, pire, mürşide deyiş, nefes, duaz ve gülbeng okutmuşuzdur.

Evet, artı ve eksileri ile bugüne kadar geldik fakat bundan sonraki için üzerinde yaşamış olduğumuz ve hayatımızı sürdürdüğümüz doğa ve çevre bizlere, daha öncesinde olduğu gibi aynı imkan ve olanakları sunmayacak gibi duruyor. Çünkü bizler toplum olarak doğadan aldıklarımızı bir borç ve bir emanet bilip ve ödevimiz gereği vermesini öğrenemedik. Bizler, nüfus olarak %80'e yakın bir oranda yaşamış olduğumuz kentlerde doğa parçasına yabancılaştık. Yaşamış olduğumuz kent, mahalle veya semtler beton, çimento, hafriyat, inşaat sahası gibi alanlardan dolayı yaşanmaz bir hal almıştır. Bu durum belki bugün için geçici bir çözüm olarak görülebilir ancak insanlığın ve doğanın geleceği için pek parlak bir tablo olarak tanımlamak mümkün değildir. Bu nedenle; yarınlar için, çocuklarımızın geleceği için, daha sağlıklı bir doğa ve çevre için, yaşanabilir bir dünya için ve üzerinde yaşamış olduğumuz gezegene saygı için belki tam bir çözüm olmayabilir ancak elimizden geldiği kadarıyla fidan dikimi yapmalıyız.

Çünkü ağaç; yeşermeyi, canlanmayı, yeniden doğuşu, verimliliği, tükenmez yaşamı, ölümsüz hayatı, yorulmadan yaşayan, yeni doğanların koruyucusu, destekçisi ve bekçisi, dalları, yaprakları, kökleri ve meyveleri ile yeniden üreten; yaşayan gerçekliğin, diri bir hayatın ve yenilenmenin ifadesidir ve aynı zamanda bolluk, şans ve mutluluğun sembolü ve aynı mekanda bilgeliğin, ululuğun, kutsallığın, koruyuculuğun ve kerametin simgesidir.

Alevi Bektaşi inancına göre şayet bir can rüyasında fidan diktiği görürse yaşadığı haneye bir çocuğun geleceğine inanılır. Biz istiyoruz ki yeni doğan çocukların beşiği yeşil dallardan ve yapraklardan yapılsın; geleceği ve hayatı temiz bir doğa ve çevrede, ağaç ve fidanların içinde, tahrip ve talan edilmemiş bir coğrafyanın mekanından geçsin. Yaşanılabilir bir dünyayı çocuklarımıza vaat etmezsek yarın başta çocuklarımız ve Yol olmak üzere; üzerinde yaşamış olduğumuz gezegen bizden davacı olur.

Geleceğimizden ve doğadan ödünç aldıklarımıza karşın bir borç ve ödev olarak bundan böyle gözlerini dünyaya açan her çocuk için en az 12 fidan dikilmesine çaba göstereceğimizi ve bunun için çalışacağımızı beyan ediyoruz.

Veliyettin ULUSOY
Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı